Türkçe / Turkish Shaŋkarya
açlık a-koe
açmak yat
ad na-ma
adam run
adet görmek lōŋ
ē-dæ
ağabey ta bi
ağaç mo
ağır
ağız sē-mē
ağrıyan o-lo
akciğer wa-ra
akşam nakh
aldatmak phe
almak goe-ra
altı e-ksē
ama am-ma
amaç ka-ra-nam
arası -nda pod
arasında la-waŋ
arkadaş o-ta
aslan teu
at pō-kō
atlamak brur
atmak pi
avlanmak pē-hum
avlu dar
ay (English: month) mes
ay (English: moon) a-wōn
aya pa-ka
ayakta durmak a-ŋul
ayı nē-ta
ayrılmak ya-pēc
baba a-bō
bağırsak she-ō
balık toek
balta
barış paz
baş (English: leader) hōk
baş (English: head) kap
başlamak sō-rō
bataklık hal
batı bar-ra
battaniye yoe
baykuş kat-bru
bebek me
beden ko
ben men
benzemek
beş pen-de
beyaz sak
beyin o-tak
bile kæs
bir e-na
birim me-ra
bit dod
bıçak
borazan trom-pe-ta
boş phēn
boyun vēz
boyunca lansht
bu
bulmak mam
bulut baz
burun nos
büyük ta
cadde ō-ram
çalmak va-ka
çamur malt
çanta sek
çatı cat
çevirmek fen
çiçek
çiftlik he
cinsel ilişki dcap
çiy chō
çocuk zer
çok (English: many) bu
çok (English: very) ra-sa
dağ san
daha çok ma-ya
dahil pa-tē
dal ni
dalga a-ræ
de (-de)
dede ba-bō
değiştirmek kem
delik ba-da
dengelemek
deri baŋ
devekuşu o-mo
diken jē-ya
dikkatle bakmak ro
dil (English: language) ba-sa
dil (English: tongue) a-ra
din dam-ma
direk soe
diş yak
diz yēm-pō-la
doğru thēk
dökmek
dokunmak pa
dokuz ēn-nea
dört tes-se-ra
dua etmek khya
dudak dok
duman ha-lē-na
dün yam
dünya (English: earth) ter-ra
dünya (English: world) dō-ña
düşünmek yoep
duymak va
e (-e)
e kadar (-e kadar) thēl
ebilmek ac
eğer a-gar
ekmek po
el poe
erkek na-nē
erkek kardeş at bi
erkek torun hæ-ya-dæ
et lu
etrafı çevrili alan a-ga
etrafında ōm
ev ka-sa
evet nam
fare dōs
fasulye fa
fincan jom
fiyat kost
fındık æ-bē
fırında pişirmek bak
gelmek ya
geniş ve-ke
gerçek bōn-do
getirmek voe
giysi nōp
göbek (English: belly) o-gul
göbek (English: navel) pō-sa
göğüs a-hoe
gök gürültüsü la-koe
gökyüzü ō-ra-nos
gölcük koshk
görmek sa
görünmek wa-rē
gövde tors
göz ma-ta
gülmek yen
gün es
günah æt-sha
güneş ōd
güvercin hoe-kē
güzel a-pæ
haberci ra-sōl
hakkında pra
hangisi
hapşırmak hak-tēs
hareket etmek mōv
hastalık gēr
hava er
hayat o-la
hayvan phō-kha
hiçbiri a-den
his wōm
hızlı lef
hukuk roem
huzurunda cēn
için ozh
içinde ēn
içinden goc
içmek aok
idrar hek
iki dyo
ilaç bakh-be
ile ken
inanmak brēn
kar-ya
istemek ra-ta
iyi bra
ışık ben
kabile fē-laf
kalça pem
kalın pēm
kalp ŋo
kamp
kan ra
kanguru kaŋ-gō-rō
kano jē-man
kapı bab
karga wak
karşı la
karşısında (English: opposite) go-do
karşısında (English: across) kwa
kartal goe
kaşıntı cu
kavanoz zhu
kavga etmek kwa-rul
kaya ē-pē
keçi
kemik gōd
kendi ras
kertenkele a-pa
kesmek (English: chop) cap
kesmek (English: cut) be
kitap bōk
kırmak wa
kırmızı wē-la
kızartmak o
koca a
kök ha-pē
koklamak mōp
kol le
konuşmak so
köpek kelb
korku ē-foe
köşe mbō
koşmak fēg
kral fon
kül ē-vō
kulak kan
kuş ma-nō
kuştüyü tha-wa
kütle mas-sa
kutsal gwē-goe-loe
kuvvet moc
kuzey zu-gar
leğen kemiği ra-bē
leopar pu
mangal kömürü ba-ga
mavi blō
merkez thov
mesaj oe-la
meydana gelmek ō-ma
meyve phal
mide an
mızrak ga-ra
model ba-la
mürekkep kha-lam
muz ba-na
ne wat
neden la-ma
nefes almak woe
nehir chwan
nokta toc-ka
o e
oğul bæ-ta
ok flech
okyanus a-li
omuz o-va
on de-ka
ön un
ördek u
örtü e-ta
oruç tutmak ŋæ
örümcek kad
ot ca-nē
öyle ja-dē
oynamak bre
parmak kō-ba
pervane
pire aj
pirinç khao
plaj træ
rağmen ve
rakun oe-koe
renk raŋ
resif yas
rüya sēn-kō
rüzgar wa-ta
saç
sağ ma-ra
sahip olmak mi
şans ōn
şapka hat
şarap mo-ga
sarı lak-na
şarkı söylemek
saymak da
sebze ko-o
şehir kart
sekiz ok-to
sel ba
ses (English: sound) so-no
ses (English: voice) læn-chwæ
sevmek oy
şey kef
sincap ba-bæ
şişe ēk-bæ
sıcak mo-toe
sıçan brō-læ
sırtlan e-bō
sopa ō-me
sos ma-fa
su wa-a-tar
süpürge chaŋ
süpürmek za
sürtmek zoe
sürüklemek ē
süt ma-hwæ
tabut ta-bōt
tahta kō-na
takip etmek tok-kam
Tanrı Ne-ter
tat smak
tatsız kha
tavuk tē-e
tekmelemek taŋ-ga
temiz mar-zōt
ter wep
ticaret shaŋ
tırnak o-ña-la
tohum ō-se
tokat atmak fe
traş olmak la-ba
tuhaf shakh
tükürmek a-pal
tümör ag-boe
tutmak ka-me
tuz de-bē
üç trē-a
ulus o-ma
uyanık boe-ka
üzerinde (English: above) ka-rē-ya
üzerinde (English: on) bon
uzun boylu
vajina bwēn
ve to
vermek dwot
veya ē-lē
vurmak (English: hit) ha-oe
vurmak (English: shoot) sha
yağmur pa-ra
yakın
yalnız no
yangın tō-lē
yanında kand-jē
yapmak (English: do) tōn
yapmak (English: make) ma
yaprak ē-ti
yara izi pa-lē
yardım etmek ka-la
yatak bæd
yazmak vo-la
yedi ep-ta
yemek dya
yengeç ō-zē
yeni ō-ē
yer tham
yıkamak saa
yılan dab
yıldız soe-sa
yırtmak ka
yol da-rē
yorgunluk e-ve-le
yumurta choe
yüz pēt
yüzmek kō-ba-ra
zaman dem
zengin sō-gē
zihin zen
zil sesi de-e
zürafa yun
www.000webhost.com